Öneri Formu
Hadis Id, No:
238494, İHS005044
Hadis:
5044 - أَخْبَرَنَا الْحَسَنُ بْنُ سُفْيَانَ، قَالَ: حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ زُرَارَةَ، قَالَ: حَدَّثَنَا حَاتِمُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالَ: حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ مُجَاهِدٍ أَبُو حُرَزَةَ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الْوَلِيدِ بْنِ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ: خَرَجْتُ أَنَا، وَأَبِي نَطْلُبُ الْعِلْمَ فِي هَذَا الْحَيِّ مِنَ الْأَنْصَارِ، قَبْلَ أَنْ يَهْلِكُوا، فَكَانَ أَوَّلَ مَنْ لَقِيَنَا أَبُو الْيَسَرِ صَاحِبُ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَمَعَهُ غُلَامٌ لَهُ، وَعَلَى أَبِي الْيَسَرِ، بُرْدَةٌ وَمَعَافِرِيٌّ، وَعَلَى غُلَامِهِ بُرْدَةٌ وَمَعَافِرِيٌّ، فَقَالَ لَهُ أَبِي: إِنِّي أَرَى فِي وَجْهِكَ شَيْئًا مِنْ غَضَبٍ، قَالَ: أَجَلْ كَانَ لِي عَلَى فُلَانِ بْنِ فُلَانٍ الْحَرَامِيِّ مَالٌ، فَأَتَيْتُ أَهْلَهُ، فَقُلْتُ: أَثَمَّتْ؟، قَالُوا: لَا، فَخَرَجَ عَلَيَّ ابْنٌ لَهُ، فَقُلْتُ: أَيْنَ أَبُوكَ؟، فَقَالَ: سَمِعَ صَوْتَكَ فَدَخَلَ، فَقُلْتُ: اخْرُجْ إِلَيَّ، فَقَدْ عَلِمْتُ أَيْنَ أَنْتَ، فَخَرَجَ عَلَيَّ، فَقُلْتُ: مَا حَمَلَكَ عَلَى أَنِ اخْتَبَأْتَ؟، قَالَ: أَنَا وَاللَّهِ أُحَدِّثُكَ، ثُمَّ لَا أَكْذِبُكَ، خَشِيتُ وَاللَّهِ أَنْ أُحَدِّثَكَ، فَأَكْذِبَكَ، وَأَعِدَكَ، فَأُخْلِفَكَ، وَكُنْتَ صَاحِبَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَكُنْتُ وَاللَّهِ مُعْسِرًا، قَالَ: قُلْتُ: آللَّهِ؟، قَالَ: اللَّهِ، قَالَ: قُلْتُ: آللَّهِ؟، قَالَ: اللَّهِ، قَالَ: فَقَالَ: بِصَحِيفَتِهِ، فَمَحَاهَا، وَقَالَ: إِنْ وَجَدْتَ قَضَاءً، فَاقْضِ، وَإِلَّا، فَأَنْتَ فِي حِلٍّ، فَأَشْهَدُ: بَصُرَ عَيْنَايَ هَاتَانِ، وَوَعَاهُ قَلْبِي، وَأَشَارَ إِلَى نِيَاطِ قَلْبِهِ، سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «مَنْ أَنْظَرَ مُعْسِرًا، أَوْ وَضَعَ لَهُ، أَظَلَّهُ اللَّهُ فِي ظِلِّهِ»
أَبُو الْيَسَرِ اسْمُهُ كَعْبُ بْنُ عَمْرٍو
Tercemesi:
Bize el-Hasen İbn Süfyân haber verdi: Bize Amr İbn Zürâre anlattı: Bize Hâtim İbn İsmâîl anlattı: Ya'kûb İbn Mücâhid Ebû Hazre bize, Ubâde İbnu'l-Velîd İbn Ubâde İbnu's-Sâmit'ten anlattı:
Babamla ben, henüz onlar sağken ilim toplayalım diye şu ensar mahallesine gittik. Orda ilk buluştuğumuz kişi, Peygamber (s.a.v.)'in arkadaşlarından Ebu'l-Yeser oldu; yanında bir de kölesi vardı. Ebu'l-Yeser'in üzerinde bir hırka ile bir Meâfir bezi vardi; kölesinin üzerinde de bir hırka ve bir Meâfir bezi vardı. Babam ona dedi ki:
-Ben senin yüzünde kızgınlık belirtisi görüyorum!
-Evet, benim falanca hırsız adamda alacağım vardı. Evine gittim, o burada mı? diye sordum; hayır, dediler. Kapıya onun bir oğlu çıktı; ona: Baban nerde? diye sordum. Bana: Senin sesini duyunca içeri giridi, diye cevap verdi. Bunun üzerine ben: Dışarı çık, senin burada olduğunu biliyorum, diye seslendim. Bunun üzerine o da dışarı çıktı. Ona şöyle dedim: Neden gizlendin? O da: Vallâhi ben sana doğru söylüyorum, yalan söylemiyorum; sana bir söz söyleyip sonra sana karşı yalancı çıkmaktan, sana vad edip sonra sözümde durmamaktan korktum. Çünkü sen, Allâh'ın Elçisi (s.a.v.)'in arkadaşısın. Vallâhi ben zor durumdayım, dedi. Ben de ona: Vallâhi mi? diye sordum. O da: Vallâhi, diye yemin etti. Ben tekrar: Vallâhi mi? diye sordum; o da: Vallâhi, diye yemin etti.
Ravi şöyle devam etti: Bunun üzerine Ebu'l-Yeser, borç kağıdını istetti ve onu imha edip dedi ki: Eğer ödeyecek imkanın olursa, ödersin; yok eğer bulamazsan, sana helal ediyorum. Şu iki gözümün gördüğüne ve kalbimin de iyice bellediğine tanığım ki, -kalbinin üzerine işaret etti- Allâh'ın Elçisi (s.a.v.)'i şöyle derken işittim: Kim darda olan birine süre tanırsa ya da borcundan vazgeçerse, Allâh onu kendi gölgesinde gölgelendirir.
Ebu'l-Yeser'in adı, Ka'b İbn Amr'dır.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
İbn Hibban, Sahih-i İbn Hibban, Buyû' 5044, 11/423
Senetler:
1. Ebu Velid Ubade b. Samit el-Ensari (Ubade b. Samit b. Kays)
Konular: